Yusuf Gencer
Bu  bir tilki değildir. Peki ya nedir? Eğer ben tilki dedim diye tilki  olacaksa, varsın hiçliğin, ‘şey’liğin  önde gideni olsun. Önde gitsin,  sonra geri gelsin, gelirken de eli boş gelmesin. Büyüklerini ve  pandalarını düşünüp herkese cinsel gücü caydırıcı mesir macunları  getirsin. Tüm bu macunları karne ile dağıtsın ve herkes “Akdenizz,  Karadenizz caydırıcımızı isterizzz!” diye bar bar bağırsın, car car  carıldasın. 
Bunu  fırsat bilen zevk düşkünü solak kedileri(sol elle sevilmeyi tercih eden  tekirlerin öncülüğündeki bir pisiyasi hareket) ise sağ eli de sola  aldırarak sevilme katsayılarını arttırma talebinde bulunsunlar. Bunu  fırsat bilemeyen, önünü gündüzleri bile göremeyen baykuşlar, bilgeliğin  sembolü olmaktan sıkıldıklarını belirterek, simgeliklerini Mimar Sinan  Üniversitesi’nden aldırıp, Sütçü İmam Üniversitesi’ne kondursunlar. 
Görüldüğü  üzere bütün hayvanların, özellikle de ‘terliksi’ olarak  adlandırılanların, insan dünyasının adlandırmalarından -  tanımlandırmalarından ötürü birer ikişer sıkıntıları var. Gelin bir süre  bu hayvancağızlara bir şeyler demeyelim. Gerekirse göz teması  kurmayalım. Yokmuşlar gibi davranalım. Ha tamam, etlerinden sütlerinden  yine tüm tüketmişliğimizle faydalanalım. Ancak onlara taktığımız  isimlerden ve sıfatlardan bir süre uzak duralım.
Peki  bunu niye yapalım? Yabancılaştığımız dünya ve doğamıza dikkat çekip,  ona dönüyormuş gibi yapmak için mi? Bunun pek işe yarayacağını  sanmıyorum. Sadece yapalım belki bir işe yarar. Yaramazsa da yarayana  kadar saat yönünün tersine koşup duralım belki  Süperman gibi dünyayı  geri zamana bir ya da iki tık alabiliriz. Tabi tüm bu olup bitenlerden,  Altar’ın oğlu Tarkan ve baltalı ilah Zagor’a bahsetmeyiz.

Bu bir tilki değildir. Peki ya nedir? Eğer ben tilki dedim diye tilki olacaksa, varsın hiçliğin, ‘şey’liğin  önde gideni olsun. Önde gitsin, sonra geri gelsin, gelirken de eli boş gelmesin. Büyüklerini ve pandalarını düşünüp herkese cinsel gücü caydırıcı mesir macunları getirsin. Tüm bu macunları karne ile dağıtsın ve herkes “Akdenizz, Karadenizz caydırıcımızı isterizzz!” diye bar bar bağırsın, car car carıldasın.


Bunu fırsat bilen zevk düşkünü solak kedileri(sol elle sevilmeyi tercih eden tekirlerin öncülüğündeki bir pisiyasi hareket) ise sağ eli de sola aldırarak sevilme katsayılarını arttırma talebinde bulunsunlar. Bunu fırsat bilemeyen, önünü gündüzleri bile göremeyen baykuşlar, bilgeliğin sembolü olmaktan sıkıldıklarını belirterek, simgeliklerini Mimar Sinan Üniversitesi’nden aldırıp, Sütçü İmam Üniversitesi’ne kondursunlar.


Görüldüğü üzere bütün hayvanların, özellikle de ‘terliksi’ olarak adlandırılanların, insan dünyasının adlandırmalarından - tanımlandırmalarından ötürü birer ikişer sıkıntıları var. Gelin bir süre bu hayvancağızlara bir şeyler demeyelim. Gerekirse göz teması kurmayalım. Yokmuşlar gibi davranalım. Ha tamam, etlerinden sütlerinden yine tüm tüketmişliğimizle faydalanalım. Ancak onlara taktığımız isimlerden ve sıfatlardan bir süre uzak duralım.


Peki bunu niye yapalım? Yabancılaştığımız dünya ve doğamıza dikkat çekip, ona dönüyormuş gibi yapmak için mi? Bunun pek işe yarayacağını sanmıyorum. Sadece yapalım belki bir işe yarar. Yaramazsa da yarayana kadar saat yönünün tersine koşup duralım belki  Süperman gibi dünyayı geri zamana bir ya da iki tık alabiliriz. Tabi tüm bu olup bitenlerden, Altar’ın oğlu Tarkan ve baltalı ilah Zagor’a bahsetmeyiz.

  1. yusufgencer posted this
Blog comments powered by Disqus