İnsanlık tarihini bir öküzün boynuzu üzerindeki tepsiye yükleyebiliriz. Neden mi? Çünkü “insanlık” denilen organizmalar bütünü, tarihi boyunca hayvanların sırtından inmeyerek, etinden ve sütünden bir güzel faydalana gelmiştir. Evet, faydalana gelmiştir ve o faydaya ikametini aldırarak bir daha da çekip gitmemiştir. Hayvanların etinden, sütünden ve celibon yaparken sığırın jelatininden faydalanma kısmına alışığız… Peki ya o ticari hapishaneler olan pet shoplar ve hayvanat bahçeleri? Sokak kedilerine pet shopları sormuşlar;, kediler, “Biz sokağın kedisiyiz abicim ticaretle işimiz olmaz!” demiş olabilir mi? Önce bir sormak lazım tabi…
Pirzolanızı dişlerken, sütünüzü nesfitle höpürdetirken, belgeselerde dişi aslanların sürüleri için avlanmalarını izlerken, sirklerde fillere şaşıp kalırken -Allah’tan topraklarımızda böyle bir eğlenme kültürü yok, en fazla eskiden sokaklarda dolaştırılan ve hamamda bayılan kadın taklidi yapan zavallı ayılar vardı - hayvanat bahçelerinde küçük bir alana sıkışmış şempanzelere maymunluk yaparken lütfen kendinizin farkına varın, kıllarınızdan nasıl kurtulmaya çalıştığınızı hatırlayın. Jurasik parkta t-rex’i büzüşesiceler sizi.
