Kediligillerden misiniz? Olmamanızın imkanı yok. Şehir yaşantısını soluyan her insan hapşurduğunda, mutlaka bir ya da sekiz kedi “çok yaşa!” der. Bu bir adettir, kediler insanlarla sesli sedalı yani miyavlı konuşur, insanoğlu ihtiyaç görmediği için bu sesleri hasır altı eder. Velhasıl kediler tıngır ayaklarımızın dibinde paspas niyetine yaşar gider. Bu durumu sizlere daha detaylıca betimlemeye çalışayım. Kedilerin belirli aylarda bizlere anlattıkları farklılık gösterebilir. Mesela bize göre onların en gürültülü ayı olan Mart’ta durmadan, tefe tüfe, enflasyon oranı ve borsanın durumundan bahsederler. Dinleyene tabi. Hatta, bu çığırışlara kulak kabartanların borsa zengini olduğu rivayet edilir. Yaz aylarında bu kürklü ve patililerin sesleri pek çıkmaz gibidir, ancak bu mevsimde az ve öz miyavlaşırlar. Çünkü arada miyavlarından hayatın anlamını kaçırdıkları anlatılır. Hatta ve hatta popüler kültüre vakıf kedilerin kendi aralarında bol bol Türk dizilerini konuştukları, bu konuda kutuplaşıp, kamplaştıkları söylenir. Siyasi konulara ise ideolojik aidiyetleri ile patilerini vururlar. Sağda solda gördüğünüz o kedi hırgürleri aslında siyasi görüş kavgalarıdır. Son olarak, hepimiz kabul edelim ya da etmeyelim kediligillerizdir. Sevsekte sevmesekte bir kedinin peşimize takılmışlığı, bize miyavlamışlığı ve kuyruğunu sürtmüşlüğü vardır. Onlar bizi umursar, biz onlara pıısssstttlarız. Hep denir ya batılı ülkelerde hiç sokak kedisi yoktur diye, neden? Çünkü onlar o kediligillerden olduklarını kabul edip, patiligillere sonsuz miyav hakkı tanımışlardır.
